Yazar - Prof.Dr.Celale Tangül Özcan

KORONAFOBİ

Tüm dünyayı etkileyen ve giderek artan ölüm haberleri ile ciddi salgın haline gelen corona virüsün size ya da sevdiklerinize bulaşma riski düşüncesinin yol açtığı endişe ve kaygı duygusu çok normal ve sağlıklı bir davranıştır.

Bu davranış psikolojik olarak sizi corona virüs enfeksiyonuna karşı önlem alamaya yönlendiren faydalı normal bir dürtüdür. Ancak bunun giderek artarak ve takıntılı bir hal alıp endişe düzeyinden korku (fobi) düzeyine çıkması istenmeyen ve ruh sağlığınızı bozan bir dürtüdür.

Bu nedenle corona virüs ile ilgili endişe ve kaygılarımızı sağlıklı bir düzeyde tutmak önemlidir. Bu düzeyi aştığımızı anlamamızın bir yolu var mıdır ve var ise bunu nasıl anlayabiliriz?

Evet, bunu anlamının bir yolu var: Eğer corona virüs ile ilgili duyduğumuz haberlerin doğrultusunda aldığımız önlemleri abartıp, günlük yaşantımızı olumsuz yönde etkileyecek hale getiriyorsak bu artık endişenin ve kaygı ötesine geçip fobiye dönüştüğünün işaretidir. Bunu bir örnekle açıklayacak olursak; dışarıda corona virüsün bulaşma riskinin olduğu kalabalık ortamlarda (alışveriş merkezleri, toplu taşıt araçları ve iş yerleri gibi) yetkili sağlık kuruluşları tarafından size yapılan öneri ve önlemleri yerine getiriyorsanız bu endişe ve kaygı düzeyinde olduğunuz gösterir. Ama siz bulaşma riskinin düşük olduğu bir yerde (ev ortamı sakin açık hava ortamı gibi) bu önlemleri (elinizi dezenfekte etmek gibi) sık sık tekrarlıyorsanız bu artık fobi düzeyindedir. Bu düzeyde gerekli psikolojik destek almazsanız daha ciddi psikolojik rahatsızlıklarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Bu duruma düşmemek için ne gibi tedbirler almamız gerekir:

Haber kaynağınızı gözden geçirin: yetkili sağlık kuruluşları (T.C Sağlık Bakanlığı ve alt kurumları, Dünya Sağlık Örgütü) ile bağlantısı olmayan sosyal medyanın paylaştığı haberlere itibar etmeyin. Çünkü bazı haberler kötü amaçlı olup bilgi kirliliğine yol açmaktadır ve bu tür haberler toplum psikolojisini bozup korku salmayı amaçlamaktadır. Bu tür haberlere itibar etmeyiniz.

Güncel haberleri takip etmeyi sınırlayın: Gazete ve sosyal medya haberlerinin sürekli izlenmesi, sizi psikolojik düzeyde rahatsızlığa sokacak şekilde olumsuz bir döngüye sokabilir. Burada sınır ve ruhsal davranış şekilleri herkes için farklıdır. Bu nedenle nasıl hissettiğinize ve buna göre kendinizi nasıl ayarladığınıza dikkat edin.

Eğer bunaldığınızı, endişe ve kaygılarınızın arttığını hissediyorsanız, haberleri izlemeyi ve sosyal medyayı takip etmeyi bırakınız. Bırakamıyorsanız en azından bir sınırlama getirmeye çalışınız (örneğin günlük sadece yarım saat güvenilir kaynaklardan gelen haberleri izlemek ve takip etmek gibi).

Eğer haber kaynaklarınıza güvenemiyorsanız ve kendinizi sınırlayamıyorsanız, sosyal ve basılı medyadan uzak durunuz güvendiğiniz birinin paylaşımlarını dikkate alınız.

Corona virüs için alınacak tedbirleri abartmayın: Yetkili sağlık kuruluşları tarafından belirtilen temel kurallara önerilen sıklıkta uymanız ve uygulamanız sizin için yeterli olacaktır. Güvenilir olduğunu bilmediğiniz haber kaynaklarından gelen bilgileri dikkate almayın ve doktorunuza sormadan uygulamayınız. Belki de söylenen şey sizin bünyeniz için uygun olmayacak ve sağlınızı daha da bozacaktır.

Endişe ve kaygılarınızı giderin: Corona virüs ile ilgili endişe ve kaygılarınızı doktorunuza ve/veya psikoloğunuza baş vurarak gideriniz. Kafanızdaki sorulara yanıt bulamadığınız her şey endişe ve kaygıya neden olur ve devam ederse de fobi düzeyine çıkabilir. Bu nedenle erken önlem almak psikolojiniz için önem arz etmektedir. Günümüzde çok yaygın ve kontrolsüz hale gelmiş sosyal medya haberlerine ve gruplarına itibar etmeyin. Çünkü bu konuda çok fazla bilgi kirliliği var. Yetkili sağlık kuruluşlarının (yukarıda belirttiğimiz) uyarı ve önlemlerini dikkate alınız. Bu tür haberleri okumaktan ve izlemekten kendinizi alamıyorsanız, bu tür grupları terk etmeyi düşünebilirsiniz.

Endişe, kaygı, korku gibi emosyonel duygular genellikle fiziksel olarak kalp çarpıntısı, hızlı nefes alıp verme gibi belirtiler ile birliktedir. Kalabalıktan uzak açık havada yürüyüşler, meditasyon ve nefes egzersizleri bu duyguların iyileştirilmesinde yardımcı olabilir.

Sosyal bir virüs olan panik duygusunu yaymayın: Bu duygu hem sizin hem de toplumun psikolojisini değişen oranlarda olumsuz yönde etkileyecektir. Sosyal medyada paylaştıklarımıza dikkat etmeliyiz. Paylaşımlarımızı yapmadan önce doğrulamak için elimizden geleni yapalım. Topluma söylentileri yaymaktan ve gereksiz panik duygusunu pompalamaktan kaçınmak için hepimiz üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor.

Daha fazla oku...

Sağlıklı annenin ve babanın özellikleri nelerdir?

Sağlıklı çocuk yetiştiren ebeveyn:

  1. Sağlıklı aile ortamı oluşturan
  2. Çocuğun ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayan
  3. Güven veren
  4. Destekleyen
  5. Rehberlik eden
  6. Sanal alem dışında, sosyalleşmeyi destekleyen
  7. Sağlıklı sınırlar koyan kişilerdir.

Çocuğumuz 2-2,5 yaşından sonra alışveriş kuralını öğrenebilir. Çocuğumuza bunu öğretmeli, bir şey almak isteğinde aşağıdaki 3 sorunun cevabı evet olduğunda, istediği alınmalıdır.

Bir alışveriş merkezinde, 3 sorunun cevabı evet olmadan bir şey satın alınmamalıdır:

  1. İhtiyacımız var mı?
  2. Bütçemiz uygun mu? yani paramız var mı?
  3. Zamanımız var mı? (Hangisini alacağımıza karar vermek ve almak için)

Çocuklarınızın ağlayarak yaptırmak istediği şey yapılmamalıdır. Ağlayarak isteğini yaptırırsa, daha sonra isteklerini ağlayarak ifade eder. Bu durum hem sizin hem de onun için sıkıntı oluşturabilir.

“Ben çocuğumla arkadaş gibiyim” yaklaşımı doğru bir yaklaşım değildir. Onun sağlıklı ebeveyne ihtiyacı vardır.

Ona sonsuz sevgi verilmelidir. Fakat uyulması gereken kuralların ve sınırların olduğunu bilmeli ve koyulan kurallara uyulması sağlanmalıdır. Bu; her şey kural olsun demek değildir. Kurallar az olsun; ama mutlaka takip edilmelidir. Takip etmeyeceğimiz sınırlar koymamalıyız. Bizler de, aile ve toplumsal kurallara uyarak, örnek olmalıyız.

Eleştiriden uzak durmak da çok önemli hususlardan biridir. Olumluyu vurgulamak, pozitif geri bildirimler esirgenmemelidir.

Daha fazla oku...

Duygudurum Bozuklukları Nedir?

Duygudurum (mood)

Bireyin belli bir süre, belli sınırlarda, belli tip bir duygudurum içinde bulunuşudur. Örn: İklim

Duygulanım (affect)

Bireyin uyaranlara, olaylara, düşüncelere, anılara neşe, öfke, üzüntü gibi duygusal tepki ile katılabilme yetisidir.

Örneğin iklim duygudurum ise; hava durumu yani yağmurlu hava duygulanımdır.

Normalde duygudurum belli sınırlar içinde değişkenlik gösterir.

Duygulanım bozukluğunda ise bu duygudurumlar aşırılaştığı veya uygunsuz tepkiler uzun süre ortaya çıktığında düşünülür.


Duygudurum tipleri

  • Normal: Belli sınırlar içinde dalgalanmalar gösterir.
  • Çökkün (Depresyon): Üzüntü, elem, keder baskındır.
  • Yükselmiş (Mani): Neşe, coşku, öfke baskındır.

Duygu Durum Bozuklukları Sınıflaması

  • Depresif bozukluk: Mani atağının olmadığı depresif ataklar vardır.
  • Bipolar bozukluk ya da manik-depresif hastalık: Mani ve Depresyon atakları vardır.

Depresif faz: Belirgin apati, aktivite ve hareketlerde azalma, üzüntü, suçluluk ve benlik saygısında düşme ile belirlidir.

Mani: Yüksek enerji seviyesi, yeni fikirler, coşkulu bir ruh durumu özellikleri ile kendisini gösteren genellikle hızlı konuşma, uykuya daha az ihtiyaç duyma, aşırı uyarılmışlık ve enerji, dikkat yeteneğinde azalma veya bir düşünceyi tamamlayamama ve hiperaktiflik gibi belirtileri ile kendini gösterir. Kendilerini yenilmez oldukları gibi gerçeklikten kopuk düşüncelere sahip olabilirler. Mani döneminde uygun olmayan sexüelite, kumar, aşırı alışveriş gibi aktiviteler ve işlerinde sağlıksız kararlar verebilme durumları da görülebilir. Bu dönemde daha kolay sinirlenip, huzursuz ve agresif bir görüntü sergilerler. Bazı kişiler gerçekte olmayan sesler de duyabilirler.

Hipomani: Mani döneminin daha az şiddetli olan bir şeklidir. Kişiler kendilerini duygu durumlarındaki bu yüksek enerji hali ile normalden daha enerjik, üretken ve aşırı coşkulu hissederler ancak kişilerin muhakeme yetilerini etkileyerek iş ya da sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine zarar verebilecek yanlış kararlar almalarına neden olabilir.

Bipolar I: Kişinin ruh hali anormal ve ısrarla yükselen, yaygın ya da huzursuz olarak en az 1 hafta süren mani olmalıdır.

Bipolar II: En az bir hipomani ve bir ya da daha fazla depresif dönem olmalıdır.

Distimik Bozukluk: Genellikle “depresif” duygudurumun en az 2 yıl hafif düzeyde bulunmasıdır.

Siklotimik Bozukluk: Hipomani ve depresyon dönemlerin hafif ve normal dönemlerinin sık aralıklarla yer değiştirdiği, kronik gidişli en az 2 yıl boyunca gözlenmesi ile tanımlanan ve işlevselliği çok etkileyen bir bozukluktur. Siklotimik bozukluk belirtileri; bipolar II bozukluk belirtilerine benzemekle birlikte ancak süresi daha kısadır.


 Majör Depresif Bozukluk/ Unipolar Bozukluk

Sadece tekrarlayan depresyonlar geçiren kişilere Unipolar depresyon (tek uçlu bozukluk) tanısı konulur

Gerçek uyumlu olmayan derin çökkün duygudurum (elemli, sıkıntılı düşük duygudurum) içinde bulunurlar.

Düşünce, konuşma ve hareketlerde yavaşlama,

Değersizlik, küçüklük, yetersizlik, isteksizlik, duygu ve düşünceleri,

Fizyolojik işlevlerde yavaşlama gibi belirtiler mevcuttur.

Daha fazla oku...

Disosiyatif Bozukluk Nedir?

Disosiyatif bozukluğun temel özellikleri bilinç, bellek, algılama, kimlik ve motor davranışların normal işlevlerinde ani ve geçici değişiklikler olmasıdır. Disosiyatif bozukluğu olan bireylerde; bayılmalar, unutmalar, çoğul kişilik, uyurgezerlik, disosiyatif kaçma (füg) görülür.

Disosyatif kimlik bozukluğu, çocukluk yıllarında ciddi ve yineleyici biçimde cinsel ve fiziksel travma yaşayan kişilerde travmaya tepki olarak görülebilir.


DSM-IV ‘e göre Disosyatif Bozukluklar

  • Disosyatif Amnezi
  • Disosyatif Füg
  • Disosyatif Kimlik Bozukluğu
  • Depersonalizasyon Bozukluğu
  • Başka Türlü Adlandırılamayan Disosyatif Bozukluk

DİSOSYATİF AMNEZİ

Genellikle ağır bir travmatik ya da stresli durumun ardından önemli kişisel bilgilerin birden bire unutulması ile karakterizedir. Kişi olay ve olay öncesinin tümünü ya da bir bölümünü anımsayamaz.

Aniden ortaya çıkar. Nöbet sırasında hastanın bilinci sisli olabilir. En yaygın görülen disosyatif bozukluktürüdür.

10-30 yaşları arasında kadınlarda daha yaygındır.


DİSOSYATİF FÜG

Önemli bir stresli durumun ardından gelişen, ağır bellek bozukluğu, bulunduğu yeri terk etme, yeni bir kimliğe bürünme ile karakterize bir durumdur.

Kişi geçmişini unutarak ansızın, beklenmedik bir şekilde evinden ya da iş yerinden ayrılıp gider.

Kısmen ya da tümüyle yeni bir kimliğe bürünür ya da kimlik karmaşası yaşar.

Genellikle günler, haftalar sonra ansızın gerçek kimliğine döner.


DEPERSONALİZASYON BOZUKLUĞU

Bu bireyler güçlü ve rahatsız edici biçimde kendilerinin değişmiş olduğu ya da gerçek olmadığı duygusunu yaşar.

Hasta kendi benliğini, bedenini, hareketlerini değişmiş ya da kendisinin değilmiş gibi algılar. Kendisini eskisinden farklı ve yabancı biri gibi uzaktan gözler.

Çevresindeki insanları ve eşyaları olduğundan farklı, renksiz, yapay, cansız, gerçek değilmiş gibi algılar. Bu belirtiler çoğu zaman stresli bir durumun ardından görülür. Dakikalarca ya da günlerce sürebilir. Aşamalı olarak azalır ve kaybolur.


DİSOSYATİF KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Aynı kişide iki ya da daha fazla birbirinden farklı bağımsız kişilik durumunun varlığı ile karakterize bir disosyatif bozukluktur.

Genellikle bu kişiliklerden biri ön plandadır ve bireyin davranışlarını etkisi altına alır, zaman zaman diğeri baskın olabilir.

Kişilikte ani ve çarpıcı değişiklikler olur. Genellikle stresli zamanlarda ortaya çıkar.

Kronikleşme eğilimi olan bu hastalık yeterince aydınlatılamamıştır.

ANKSİYETE BOZUKLUKLARINDA BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ

  • Bilgilendirme
  • Anksiyete kaynaklarını tanıma ve uzak kalma
  • Gevşeme eğitimi
  • Solunum eğitimi
  • Derecelendirilmiş ev ödevleri
  • Bilişsel tedavi
  • Aile eğitimi
  • Karma yöntemler
  • Farmakoterapi
Daha fazla oku...

Somatoform Bozukluklar Nedir?

Somatoform bozukluklar, organik bir nedene bağlı olmayan çeşitli bedensel yakınmalar ve işlevsel bozukluk belirtisi gösteren ruhsal bozukluklardır.

Bu bedensel yakınmalar ve işlevsel bozukluk belirtilerinin temelinde anksiyete vardır.

Ancak  klinik görünümde anksiyete yerine bedensel belirtiler vardır.


DSM-IV’e göre somatoform bozukluklar

  • Somatizasyon bozukluğu
  • Hipokondriazis
  • Konversiyon bozukluğu
  • Ağrı bozukluğu
  • Beden disformik bozukluk
  • Ayrışmamış somatoform bozukluk
  • Başka türlü adlandırılamayan somatoform bozukluk

KONVERSİYON BOZUKLUĞU

  • Genellikle hareket ve duyu organlarında organik bir temele dayanmayan işlev yitimi, azalması yada çoğalması söz konusudur.
  • Bazı hastalarda davranış ve klinik belirtiler de yapaylık ve abartı izlenimi olur.
  • Bu nedenle hastalığı bilinçli olarak yarattığı sanılabilir.

Motor belirtiler, ayakta duramama, yürüyememe, kasılmalar, ayaklarda kollarda güç azalması, felçler, tikler, dil tutulması, ses çıkaramama görülür. En sık karşılaşılan felçlerdir.

Duyu belirtileri, ağrılar, aşırı yorgunluk, duyu azalması, duyu yitimi, histerik sağırlık, körlük, koku alamama gibi belirtilerdir.

Nörovejetatif belirtiler, kusmalar, öksürük, hıçkırık, hava yutması, öğürmeler, geğirmeler, yalancı gebelik gibi.


AĞRI BOZUKLUĞU ( PSİKOJENİK AĞRI)

Ağrı bozukluğunun temel belirtisi bir ya da birden fazla anatomik bölgede tıbbi ya da nörolojik bir durumla tam olarak açıklanamayan ağrının bulunmasıdır.

Çevresel bir stres, psikojenik bir çatışma ve ya gereksinim ile ilişkisi vardır.

Konversiyon gelişimine benzer bir düzenek söz konusudur.


BEDEN ŞEKİL BOZUKLUĞU (BEDEN DİSFORMİK BOZUKLUK)

Gerçek bir bozukluk olmadığı halde fiziksel görünümle ilgili hayali bir bozuklukla aşırı uğraş ile belirtili bir hastalıktır.

Özellikle de yüz görünümleri ile ilgili bir bozukluğun olduğu görüşündedirler.


TEMARUZ (SİMÜLASYON);

Temel özelliği kişinin sorumluluktan kaçmak, zor durumdan kurtulmak ve çıkar elde etmek için amaçlı olarak fiziksel ve/veya psikoljik belirtiler ortaya çıkarmasıdır.

Temaruzda açıkça bir hastalık ya da hastalık belirtileri bilerek taklit edilmektedir.


YAPAY BOZUKLUKLAR

Yapay bozukluğun temel özelliği kişinin kasıtlı olarak fiziksel ve/veya psikolojik belirtiler yaratmamasıdır. Fakat temaruzdan farklı olarak kişinin hasta olma dışında görünür bir amacı yoktur.

Antikoagülan bir ilaç içerek kanama yakınmasıyla hastaneye yatmak isteyen ve hastaneye yatma isteği dışında hastaneye yatmasını açıklayabilecek herhangi bir etmen bulunmayan (temaruzda tam tersine örneğin malulen emeklilik için) bir hasta örnek olarak verilebilir. Hastanın bu davranışı altında yatan intrapsişik gereksinimlerdir.

Daha fazla oku...

Çift Danışmanlığı

Çift danışmanlığında, evli ya da evlenmemiş, yalnızca flört eden, birlikte yaşayan kişilere de yardım edilmektedir. Danışman, çift arasında ki çatışma konularını belirleyip, her bir bireyin hangi davranışların nasıl değişeceğini tanımlayarak, çiftin daha doyum verici bir ilişki yaşayabilmesi için yardımcı olabilir. Bunun birçok yolu vardır. Bazen çift arasında ki sorunlara odaklanılması gerekirken bazen de yalnızca taraflardan birinin yaşadığı soruna (ör; öfke sorunu) odaklanılabilir. Çift danışmanlığı, bireylere nasıl iletişim kuracakları, birbirlerini nasıl daha etkili dinleyecekleri, rekabetten nasıl uzak duracakları, nasıl ortak amaçlar belirleyecekleri, sorumlulukları nasıl ortak paylaşabilecekleri konusunda yardımcı olur. Danışma süreci; bireysel psikoterapi, ara buluculuk, eğitimsel veya bu üçünün birlikte kullanımı şeklinde olabilir.

Daha fazla oku...

Aile Danışmanlığı Nedir?

Aile danışmanlığı, ilişkilerde sorun yaşayan kişilerin evlilik, ayrılık ve boşanma sırasında, çocuklarla ve aile ile ilgili kişiler arasındaki sorunlarla baş etmelerine yardımcı olmak ve rehberlik etmektir.

Bireyler arasındaki ilişki ve iletişimin niteliği önemlidir. Aile danışmanı, aile üyelerinin birbirleriyle ilişkilerinde aksayan yönleri ortaya çıkarmaya ve aile üyelerinin de bunu görmesini sağlamaya çalışır.

Aile danışmanlığının bireysel terapilerden en önemli farkı, bireyi tek başına ele almak yerine ailenin tümüne bir bütün olarak yaklaşmasıdır. Bu nedenle, ailenin bir bütün olarak ele alınması sorunların çözümünü de kolaylaştırmaktadır. Aile danışmanlığında seanslar, bireyin tüm aile üyeleri ile birlikte yürütülür.

Bireyin sorunu, içinde bulunduğu aile sisteminden yola çıkılarak değerlendirilir. Birey sorunu olarak değil, bunun yerine aile sisteminin sorunu tespit edilir.

Aile danışmanlığının işlevi; aile içinde yaşanan bireyler arası sorunlar olabileceği gibi, tüm aileyi etkileyen konularda aile bireylerine destek vermektir. Aile danışmanlığının amacı; yaşanan sorunların çözümü, aile bireylerinin birbirlerini daha iyi anlamaları, belirgin ve esnek sınırlar çizebilmelerini sağlamayı kolaylaştıracak yeni becerileri kazandırmaktır. Bireydeki sorunun oluşumuna ve sürekliliğine katkıda bulunan aile etkileşimi ve yapısına ait sorunların çözümüne yardımcı olunur.

Aile danışmanı, aile üyelerinin birbirleriyle ilişkilerinde aksayan yönleri ortaya çıkarmaya ve aile üyelerinin de bunu görmesini sağlamaya çalışır

Aile danışmanlığı aile üyeleri arasında iletişim, kurallar, roller, yakınlık, anlayış, güven, otokontrol, problem çözme gibi temel ögelerin geliştirildiği yardım sürecidir. Aile danışmanlığında ek olarak tüm aileyi etkileyen ölüm, kronik hastalık, çocuğun okula başlaması, bir aile bireyinin evden ayrılması gibi konularda da aile bireylerine destek vermektir.

Danışmanlık sürecinde yapılan görüşme ile yaşanan sorun alanları tespit edildikten sonra, ailenin yaşadığı soruna ve ilerleme hızlarına bağlı olarak ortalama 5-10 seans süren danışmanlık hizmeti verilir. Ortalama ilk seans yaklaşık olarak 90 dk sürmektedir. Diğer seanslar 45 dk şeklindedir. Bazı ailelere 1-2 seanslık danışmanlık hizmeti yeterli olabilmektedir.

Daha fazla oku...
WhatsApp chat